+44 7466580643
(WhatsApp ile ulaşabilirsiniz)
Ana SayfaBlogKabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)
Zihinsel Boşluk: Iago’ya Kapıyı Kim Açtı?
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)

Zihinsel Boşluk: Iago’ya Kapıyı Kim Açtı?

3 dk okuma
27 görüntülenme
26 Ocak 2026
Prof Dr Ahmet KORKMAZ
Yazar:
Prof Dr Ahmet KORKMAZ

Zihinsel Boşluk Nedir? (Sessizlik mi, Çatlak mı?)

Bir önceki yazıda, Othello, Andrey ve Winston'ı bir kez daha sahneye alacağımızı ifade etmiştik. Perde son kez açılır ve kahramanlarımız artık hayat sahnesindedir. Sahnenin ardında ise Iago daima hazır beklemektedir.

Bu yazıda, Iago’nun nasıl ortaya çıktığını değil;
nereden içeri girdiğini konuşacağız.

Çünkü Iago, çoğu zaman kapıyı kırmaya gerek duymaz.
Kapı zaten aralıktır.

Zihinsel boşluk, çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Sessizlik sanılır.
Düşüncesizlik zannedilir.
Hatta bazen “rahatlama” gibi tarif edilir.

Oysa zihinsel boşluk, düşüncenin yokluğu değildir.
Aksine, anlamın askıya alındığı bir hâlidir.

Bu boşlukta asılı duran insan:
Ne hissettiğini bilir ama neden hissettiğini tam adlandıramaz.
Ne yapması gerektiğini düşünür ama hangi yönde yürüdüğünü bilemez.

Zihin burada tehlikeli bir noktaya gelir:
Bir ses arar.
Bir açıklama ister.
Bir çerçeveye, uzatılan bir ele tutunmak ister.

İşte bu yüzden boşluk, sessiz değil; savunmasızdır.

Ve savunmasız zihin,
duyduğu her sesi rehber görmeye, uzatılan her eli dost bilmeye yatkın hale gelir.

Bu Zihinsel Boşluk Ne Zaman Oluşur? (Savunmasız Anlar)

Zihinsel boşluk rastgele ortaya çıkmaz.
Genellikle belirli eşiklerde belirir.

– Büyük bir kayıptan sonra
– Bir ilişkinin anlamı sarsıldığında
– “Ben kimim?” sorusu gürültülü hâle geldiğinde
– Kişi değerleriyle davranışları arasında çatlak hissettiğinde

Bu anlarda zihin şunu yapar:
Tehlike var der; zili çalar.
Ama tehlikenin nerede olduğunu, tam nereden geldiğini bilemez.

Belirsizlik dayanılmazdır.
Bu yüzden zihin kesinlik üretmeye çalışır.

Kanıt aramaz. Bu noktada artık ihtimaller yeterlidir, tutunmaya değerdir.

Ve tam burada, fısıltılar anlam kazanmaya, ete kemiğe bürünmeye başlar.

Othello’nun Boşluğu: İçeriden Açılan Kapı

Othello’nun trajedisi bir aptalın hikâyesi değildir.
Aksine, güçlü, başarılı ve saygı duyulan bir figürdür.
Ancak bu güç, içeride kök salmış bir benlikten değil;
başarı, onay ve ilişki üzerinden beslenen koşullu bir kimlikten gelir.

Othello bilinçli olarak şu soruyu sormaz:
“Kaybedersem ne olurum?”

Ve bütün davranışları, bu sorudan kaçma çabasıyla şekillenir.

Onun zihnindeki kırılgan boşluk tam da buradadır.
Eğer beni değerli kılan şeyler giderse -zafer, sadakat, sevgi, onay-
geriye ben olarak ne kalır?

Othello için aidiyet, değer ve sevgi aynı sepettedir.
Biri düşerse, sepetin altı delinmiş demektir.

Bu yüzden Iago’nun sesi güçlüdür.
Çünkü Iago yeni bir şüphe üretmez.
Othello’nun zaten içinde dolaşan korkuyu adlandırır,
ona bir hikâye verir, bir kimliğe büründürür.

Ve Othello bu hikâyeyle mesafe kuramaz.
Düşünceyi bir düşünce olarak göremez.
Şüpheyle kalamaz.

ACT diliyle söylersek:
Othello, düşüncenin içinde yaşar;
onu gözlemleyemez. O düşüncenin "sadece bir düşünce" olduğunu, gerçeğin kendisi olmadığın kavrayamaz; bu ayrımı yapamaz.

Bu noktada trajedi başlar.

Othello, Desdemona’yı öldürerek
zihnindeki soruyu susturduğunu sanır.
Belirsizliği ortadan kaldırdığını,
kendi hiçliğini yok ettiğini zanneder.

Ama aslında yaptığı şey şudur:
Sormadığı sorunun bedelini,
en geri dönülmez eylemle ödemek.

Değerlerinin yerini bir dış sesin almasına izin verdi ve hayat, davranışının trajik sonuçlarını onun üzerine boca etti.

Othello cinayetten sonra öfke ya da nefret yaşamaz;
yaşadığı şey, geç kalmış bir fark edişle gelen,
kimliği çözen bir pişmanlıktır.

Ve belki en acı gerçek şudur:

Othello’nun trajedisi, kötü olması değil;
değerleriyle temas ettiği anın çok geç gelmesidir. Temas geç kalmıştır; davranışın ardına düşmüştür ve davranışının sonuçları artık ayan beyan ortadadır.

Başka Hayatlar; Başka Hikayeler...

Winston’ın Boşluğu: Dışarıdan Kilitlenen Kapı

Ama her boşluk içeriden açılmaz.

Winston Smith’in hikâyesi bunun en sert örneğidir.

Winston fark eder.
Yanlışlığı görür.
Yukarıdan bakmaya çalışır.

Ama onun karşısındaki şey bir kişi değildir.
Bir sistemdir.

Burada Iago tek bir figür olmaktan çıkar.
Bir düzene dönüşür.
Bir Büyük Birader olur.

Winston’un boşluğu bir çatlak değildir;
bir kuşatmadır.

Fener karartılmaz.
Parçalanır.

Bu yüzden Winston’un hikâyesi bir uyanış değil,
gerçekliğe veda hikâyesidir.

Belki de Winston'ın boşluğu Othello'dan çok daha büyüktü. Ayaklarının altındaki toprağı bir halı misali çekip alacak kadar büyük... Sistemi öldürmek, Desdemona’yı öldürmeye benzemiyordu.


Andrey Neden Farklıydı? (İstisnanın Anatomisi)

Prens Andrey’in farkı zekâsı değildir.
Cesareti de değildir.

Farkı şuradadır:
Tutunacak bir senaryosu kalmamıştır.

Yere düştüğünde artık kontrol edebileceği hiçbir şey yoktur.
Ve tam da bu yüzden,
ilk kez bakış açısı değişir.

Yukarı bakar.

Gökyüzü onun için bir kaçış değil;
bir bağlam olur.

Andrey yukarı çıkabildi çünkü
aşağıda tutunacak bir hırs kalmamıştı.

Bu bir erdem değildi elbette,
sadece bir istisnaydı.

ACT Burada Ne Yapar, Ne Yapmaz?

Kabul ve Kararlılık yaklaşımı (ACT) bu hikâyeleri mutlu sonla bitirmez.
Winston’u kurtarmaz.
Othello’ya sevgilisini geri vermeye çalışmaz.

– Boşluğu doldurmaz
– Sesi susturmaz
– Sistemi yıkmaz

ACT’nin yaptığı şey daha mütevazıdır ama daha gerçektir:

Ayırt etmeyi öğretir, düşünce ile gerçeğin arasına mesafe koymayı. Iago'nun fısıltılarının sadece fısıltı olduğunu görebilmeyi... Ve bu görme, Othello'nun belindeki kılıç kadar kıymetli bir zihinsel silahtır. Bunu da öğretir size...

Hangisi sadece düşünce, hangisinin gerçeklikle hiç teması yok gerçekte...
Hangisi sadece bir fısıltı?
Hangisi değerimle uyumlu?
Hangisi sadece gürültü?

ACT kapıyı tamamen kapatmaz.
Ama insanın kapının ne zaman aralandığını fark etmesini sağlar.

Ve bazen bu fark,
feneri kurtarmaya yeter.

Ve Sahne Kapanır

Iago her zaman vardır.
Ama her zihin ona aynı anda açık değildir.

Trajediler çoğu zaman zekâ eksikliğinden değil,
zihnin düşüncelerle kurduğu ilişkiden doğar.

Ve hayat,
bütün bunlara rağmen,
akıp gitmekde ısrarcıdır.

 

Iago’nun fısıltısını duyduğumuzda ona 'Sen sadece bir düşüncesin' diyebilmek, trajedinin başladığı o kapıyı kapatmanın ilk adımıdır.

OthelloPrens AndreyWinston SmithBilişsel BirleşmeBilişsel Ayrışma

Profesyonel Destek Alın

Uzman terapistlerimizle online görüşme başlatın

Zihinsel Boşluk: Iago’ya Kapıyı Kim Açtı? | LimanTerapi