+44 7466580643
(WhatsApp ile ulaşabilirsiniz)
Ana SayfaBlogKabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)
Peki Ya Tekne Doluysa? Dolu Tekne Zihniyeti...
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)

Peki Ya Tekne Doluysa? Dolu Tekne Zihniyeti...

5 dk okuma
19 görüntülenme
7 Ocak 2026
Prof Dr Ahmet KORKMAZ
Yazar:
Prof Dr Ahmet KORKMAZ

Dolu Tekne Gerçeği: Ya Tekne Boş Değilse?

Dolu Tekneyle Karşılaşınca Ne Yapıyoruz?

Haklıyken bile, kim olarak kalmak istiyorum?

Boş tekne gerçeği, hayatın birçok çarpışmasını anlamlandırmamıza yardımcı olur. Ancak nehirde gündelik akışlar her zaman sakin değildir. Bazen karşımıza çıkan tekne gerçekten doludur. İçinde biri vardır; görmüştür, bilmiştir ve buna rağmen rotasını değiştirmemiştir. Bazen ihmal vardır, bazen hoyratlık, bazen de açık bir zarar niyeti; hırs, haset, kıskançlık, çekememezlik… Hayat bu yönüyle ne romantiktir ne de adil. Ve kendinizden başka kimseyi düzeltemezsiniz; hayat bunu size öğretmiştir.

Bu noktada soru değişir. Artık mesele “Bunu bana mı yaptı?” değildir.
İşte tam burada, boş tekne anlatısının ötesine geçeriz ve başka bir gerçekle karşılaşırız: Dolu Tekne Gerçeği.

Ya tekne boş değilse?

Mesele şudur: “Evet, bana yapıldı. Şimdi ne olacak?”

ACT (Kabul ve Kararlılık Terapisi), tam da bu sorudan kaçmayan bir yaklaşımdır. Dolu tekne gerçeğini inkâr etmez; ama onun bizi sürüklemesine de izin vermez; tıpkı boş tekne gerçeğinde olduğu gibi. Hayat ve olaylar değişik bunun karşısında birey esnekliğini koruyabildiği ölçüde psikolojik olarak ayakta kalabilir.

Gerçek Zarar Varken Ortaya Çıkan İki Uç

Tekne dolu ise asıl mesele haklı olup olmamak değildir; mesele, bu haklılığın dümene geçip geçmediğidir. Tepki, geçmiş şartlanmaların ve katı kuralların otomatik sonucudur: “Bana bunu nasıl yapar, bu karşılıksız kalamaz!”

Seçim ise o an durup yön sormayı gerektirir. “Şu an haklı olabilirim; peki bu haklılık beni olmak istediğim insana doğru mu götürüyor?” ACT’nin ilgilendiği şey düşüncenin doğruluğu değil, işe yararlılığıdır. Çünkü bazen doğru olan, bizi yanlış bir yere götürür.

Bazen doğru olan bizi yanlış yere götürür.

Dolu tekneyle karşılaşıldığında genellikle zihinsel sarkaç iki uca kaymaya eğilimlidir. Birincisi, her şeyi sineye çekmek. “Büyütmemeliyim”, “Anlamalıyım”, “Ben zaten böyleyim” diyerek yaşananı içe atmak. İkincisi ise direksiyonu öfkeye bırakmak. Haklı olmanın verdiği güçle saldırmak, kırmak, yakmak, karşı tarafı cezalandırmak.

Her iki uçta da ortak bir risk vardır: kendilikten uzaklaşmak.

ACT açısından mesele haklı olup olmamak değildir. Mesele, haklıyken bile davranışı kimin yönettiğidir. Tepki mi, yoksa seçim mi? Bir kez daha vurgulayalım:

  • Tepki: Geçmiş şartlanmaların, egonun (kavramsallaştırılmış kendilik) ve acıdan kaçma dürtüsünün bir sonucudur. Genellikle “Kural Odaklı"dır. "Bana bunu yapamaz, karşılığını vermem gerekir" gibi katı kurallara dayanır.

  • Seçim: Değerler doğrultusunda atılan bilinçli bir adımdır. ACT'de buna "Kararlı Eylem" (Committed Action) denir. Haklı olsanız bile; o anki değeriniz huzur ise sessiz kalmayı, değeriniz ilişkiyi onarmak ise yapıcı bir dil kullanmayı, değeriniz affetmek ise o haklılık yükünü (ve beraberinde getirdiği öfkeyi) serbest bırakmayı seçebilirsiniz. Bu, karşı tarafın haklı olduğunu kabul etmek veya yapılanı onaylamak değil; kendi değerlerinizle bağ kurarak 'dümene geçmek' demektir. İşte bu, zayıflık değil, gerçek bir psikolojik esnekliktir.

Süngerler ve Teflon Tavalar

Sünger Olmak: Haklı Acıyı Emme Yanılgısı


Nehir sizi dolu teknelerle vuruşturduğunda sıkça düşülen tuzaklardan biri, kişinin kendini fark etmeden bir sünger gibi konumlandırmasıdır. “Evet, bana zarar verildi” duygusu zamanla şu örtük kurala dönüşür: “O hâlde bunun yükü bende.”

Başkalarının öfkesi, sorumsuzluğu ve ihmali, atıldığı için değil; temas ettiği için emilir. Sünger acıyı sessizce içine çeker. Dışarıdan bakıldığında kişi sakin ve dayanıklı görünür; içeride ise emdikçe yoğunlaşır, ağırlaşır hareket kabiliyeti azalır. ACT açısından bu, bilişsel birleşmenin bir başka yüzüdür: acıyla gereğinden fazla temas edip onu bırakmamak.

Sorun burada sınır koyamamak değildir. Sorun, acıyı emmenin bir sorumluluk olduğuna dair sessiz kurala boyun eğmektir. Oysa haklı olmak, acıyı emmek zorunda olmak anlamına gelmez.

Haklılık Kafesi: Birleşmenin Sessiz Hâli

Bazen birleştiğimiz şey karşı tarafın hatası değil, kendi haklılığımızdır. “Ben haklıyım” düşüncesi ilk bakışta güçlendirici gibi görünür; oysa zamanla bir kafese dönüşebilir. Haklılık, kişiyi ileri taşımak yerine yaşanan çarpışmaya zincirleyebilir.
Bir düşüncenin doğru olması, onun işe yaradığı anlamına gelmez.
ACT’nin sorduğu soru tam burada keskinleşir: Haklısın, peki bu haklılık seni nereye götürüyor?

Teflon Tava: Duygu Var, Yapışma Yok

Sünger acıyı emer; teflon tava ise onunla temas eder ama tutmaz.

ACT, dolu teknelerde duyguyu yok saymaz. Öfke, kırgınlık, incinme… Bunların hepsi yerindedir. Mesele, bu duyguların kimliği ele geçirip geçirmediğidir.
Dolu teknelerle çarpışıldığında bazıları her şeyi içine atar, bazıları da her şeyle özdeşleşir; ACT’nin önerdiği yol ise duygunun var olduğu ama yapışmadığı yerdir.

Dolu tekneyle karşılaşıldığında zihin hızla senaryolar üretir:
“Ona gününü göstermeliyim.”
“Herkes beni kullanıyor.”
“Bu hep böyle sürecek.”

Bir düşüncenin doğru olması, onun işe yaradığı anlamına gelmez.

Bu düşüncelerle birleştiğimizde artık nehirde değil, zihnin karanlık sularında yol alırız. Haklı olmanın verdiği güçle, fark etmeden öfkenin kölesi hâline geliriz. ACT burada şunu sorar: Bu hikâyeler seni özgürleştiriyor mu, yoksa seni o çarpışmaya mı sabitliyor?

İşte bu noktada teflon tava metaforu devreye girer. Duygu tavaya düşer; temas vardır, ısı vardır. Ama yapışmaz. Duygu oradadır, hissedilir, hatta yakıcı olabilir. Ancak karar vermez, davranışı dikte etmez, geleceği yazmaz.

Teflon tava pasiflik değildir. Tam tersine, duygunun ağırlığı altında ezilmeden ayakta kalabilmektir. ACT dilinde bu, kabul ve ayrışmanın birlikte çalıştığı yerdir:
“Bu duygu burada olabilir; ama direksiyon onda değil.”

Tepki ile Eylem Arasındaki Yakut Boşluk

Kendilik: Tepkinin Öncesinde Bir Alan

Dolu teknelerde en kolay kaybedilen şey, tepki ile eylem arasındaki o küçük ama hayati boşluktur. O boşluk kaybolduğunda kişi ya kendini feda eder ya da kendini kaybeder.

ACT’nin bağlamsal benlik yaklaşımı burada belirleyicidir. Kişi, düşüncelerinden ve duygularından daha geniş bir gerçekliktir. Onları duyar, fark eder, taşır; ama onların söylediğini yapmak zorunda değildir. Karar veren yer başka bir yerdir.

Boş tekne yazısında bu alan bir fark edişle açılmıştı. Dolu teknede ise bu alan bilinçli olarak korunmak zorundadır.

Değerler: Tepki Değil, Yön

Dolu tekneyle karşılaşıldığında asıl soru şudur:
“Şimdi nasıl biri olarak kalacağım?”

ACT’de değerler tam burada anlam kazanır. Değerler, “iyi insan olma” ideali değildir. Değerler, zor bir anda davranışa yön veren pusulalardır. Aynı davranış farklı yönlerden doğabilir. Susmak bazen korkaklık, bazen bilgelik olabilir. Konuşmak bazen savunma, bazen adalet olabilir. Uzaklaşmak kaçış da olabilir, sağlıklı bir sınır da.

Değerler, zor bir anda davranışa yön veren pusulalardır.

Farkı belirleyen şey duygu değildir; yöndür.
Bu, her şeyi sineye çekmek anlamına gelmez. Aksine, bir komutanın cepheden gelen raporları dinleyip, ordusunu kendi stratejisine göre yönetmesi gibidir. Duygular bilgi verir; ama kararı onlar almaz.

Eylem: Sınır, Söz ve Mesafe

ACT, dolu teknelerde pasif kalmayı önermez. Bazen konuşmak gerekir. Bazen net bir sınır koymak. Bazen ilişkiyi yeniden tanımlamak, bazen de uzaklaşmak. Ancak bu eylemler öfkenin itmesiyle değil; değerlerin çağırmasıyla yapılır.

Bu yüzden ACT’de güç, ses yükseltmekte değil; bilinçli seçimde yatar. Eylem vardır, ama kör değil; duruş vardır, ama sertlikten beslenmez.

Nehir bazen dolu teknelerden geçilmez. Bunu inkâr etmek gerçekçi değildir. Ama her dolu tekne, bizi biz olmaktan çıkarmak zorunda değildir.

ACT’nin dolu teknelerde sunduğu şey haklı çıkmak değil; haklıyken özgür kalabilmektir.

Ve belki de en sahici soru şudur:

Haklıyken bile, kim olarak kalmak istiyorum?

Boş Tekne ZihniyetiDolu Tekne ZihniyetiEmpty Boat MindsetKabul ve Kararlılık TerapisiHaklılık Kafesi

Profesyonel Destek Alın

Uzman terapistlerimizle online görüşme başlatın