+44 7466580643
(WhatsApp ile ulaşabilirsiniz)
Ana SayfaBlogKabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)
Modern Zihnin Yükü 4: Zihinsel Diyet ve Seçimle Barış
Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)

Modern Zihnin Yükü 4: Zihinsel Diyet ve Seçimle Barış

3 dk okuma
16 görüntülenme
7 Şubat 2026
Prof Dr Ahmet KORKMAZ
Yazar:
Prof Dr Ahmet KORKMAZ

Komutana Söz Söyleyebilmek...

Modern Zihnin Yükü serisinin önceki bölümlerinde; seçim bolluğunun davranışsal yükünü, bilgi fazlalığının bilişsel tıkanmasını ve HPA aksının biyolojik alarmını incelemiştik. Vardığımız nokta sarsıcıydı: Sorun alarmın çalması değil, sistemin hiç susmamasıydı.

Peki şimdi ne yapacağız?
Genelkurmayı kapatacak mıyız?
Komutanı susturacak mıyız?
Binlerce yıllık evrimsel mirasımızı söküp atacak mıyız?

Hayır.

Çünkü bu sistem bozuk değil; yalnızca yanlış bağlamda, yanlış süreyle ve yanlış bir otorite ilişkisiyle çalıştırılıyor.

Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) bize farklı bir yaklaşım sunabilir: Zihni susturmak ya da stresi yok etmek için değil; zihnin söylediklerini duyarken onun mutlak komutası altına girmemeyi öğrenmek... Peki bu mümkün müdür?

Bu elbette bir darbe değil. Biz darbelerin her türüne kategorik olarak karşıyız.
Bu bir iç diplomasi denemesi...

Komutana söz söylemek, içsel bir demokrasi inşasıdır.

Komutan Kimin Sesiyle Konuşuyor?

Biraz durup düşündüğümüzde, o “Komutan” sesinin her zaman bize ait olmadığını fark ederiz.

Sosyal psikoloji bize şunu öğretir: Zihnimizdeki alarm, çoğu zaman toplumun, performans kültürünün ve “mükemmel olmalısın” diyen dış dünyanın içselleştirilmiş yankısıdır. Komutan da bundan etkilenmiştir.

Komutan bazen huysuz bir patronun,
bazen asla tatmin olmayan bir ebeveynin,
bazen de sosyal medyadaki pırıltılı hayatların diliyle konuşur.

Bizim modern trajedimiz şudur:
Bu karma sesler korosuna “haksız olabilirsin” deme yetisini kaybetmiş olmamız.

ACT tam burada otoriteyi sarsar.
Komutan “Her yer aslan dolu” dediğinde, bunun mutlak bir gerçek değil; zihnin hayatta kalmak için ürettiği bir senaryo olabileceğini fark ettirir.

Büyük değişim, alarmın tamamen susmasıyla değil;
alarm çalarken zihne “Teşekkür ederim ama direksiyon bende” diyebilmekle başlar.

ACT’nin Altı Süreci: Komuta Zincirini Yeniden Kurmak

ACT bu dönüşümü, teknikten çok bir yaşam duruşu olan altı temel süreçle inşa eder.

1. Kabul (Gönüllülük)

Hipotalamus “tehlike var” dediğinde onu susturmaya çalışmak, sönmekte olan ateşe benzin püskürtmek gibidir. Psikolojideki İronik Süreçler Teorisi bize şunu söyler: Bastırılan düşünce güçlenir. Kabul, tehdidi onaylamak değil; alarmın varlığına alan açmaktır. Savaşılmayan duygu, öyle ya da böyle gideceği belli bir misafir gibi ağırlığını kaybeder.

2. Bilişsel Ayrışma

Yetersizim” bir gerçek değil, sadece bir düşüncedir. Düşüncenin içinde yaşamakla (onunla yapışık ikiz olmakla) dışından bakmak arasındaki fark; fırtınanın ortasında kalmakla, limandan izlemek gibidir.
“Şu an zihnimden yetersiz olduğuma dair bir düşünce geçiyor” demek, zihnin mutlak otoritesini gevşetir.

3. Şimdi ve Burada (Mevcudiyet)

Alarm, geçmişin “keşke”leri ve geleceğin “ya olursa”larıyla beslenir. Dikkati şimdiye getirmek, komutana sahadan güncel istihbarat vermektir:
“Evet gelecek belirsiz, ama şu an buradayım ve güvendeyim.”
Çoğu zaman gerçek an, zihnin anlattığından daha sakindir.

4. Gözlemleyen Benlik

Siz, zihninizdeki gürültülü düşünceler değilsiniz; o düşüncelerin içinde yüzdüğü daha geniş bir bilinç alanısınız. Siz liman, deniz feneri ve deniz olarak ev sahibisiniz; üzerinizde yüzüp giden gemilerden ibaret değilsiniz; o gemilerin evi ve o gemilerden çok daha büyük bir dünyasınız. Bu perspektif, geçici duyguların esiri olmaktan çıkıp gözlemci koltuğuna geçmek demektir. Orası sizin gerçek yerinizdir...

5. Değerler

Hayatı yalnızca alarmı susturmaya adamak stratejik bir hatadır. Asıl soru şudur:
“Bu alarm çalarken dahi nasıl bir insan olmak istiyorum?”
Değerler, komutana yeni bir hedef haritası sunar. Duygu, düşünce ve davranışlarnızı alarm yönetirse hayatta kalırsınız; değerler yönetirse yaşarsınız.

6. Kararlı Adım

Kararlı adım, alarm sustuktan sonra değil; alarm çalarken atılan küçük ama yönlü adımlardır. Güven, bekleyerek değil; yürürken inşa edilir.

Düşüncenin içinde yaşamakla dışından bakmak arasındaki fark; fırtınanın ortasında kalmakla, limandan izlemek gibidir.

Zihinsel Diyet: Bilişsel Egemenliği Geri Kazanmak

Serinin başından beri ördüğümüz “zihinsel diyet” kavramı burada artık bir anlama bürünmüştür.

Zihinsel diyet, mahrumiyet değil; bilişsel egemenlik ilanıdır.

Komutan her şeyi bilmek ve kontrol etmek ister.
Bilgelik ise, neleri bilmemeyi ve umursamamayı seçtiğimizde başlar.

Hangi bilginin zihninize girmesine izin verdiğiniz,
hangi zehirli kıyasın ruhunuza sızmasına “dur” dediğiniz,
modern çağın en devrimci eylemlerindendir.

Sonuç: Alarm Çalarken de Yaşayabilmek

İnsanlık tarihi boyunca ne dünya gürültüsü bitmiştir ne de zihnin endişeli sesi.
Ama artık elimizde yeni bir anahtar var.

Zihin yükü bedene devreder.
Beden alarm üretir.
Alarm yönetimi ele alır.

ACT bu döngüyü kırmakla uğraşmaz, çünkü döngü kadimdir; ama yumuşatır, esnetir ve insani kılar.

Stres, yok edilmesi gereken bir düşman değil;
yanlış yönetildiğinde yıpratan,
doğru ilişki kurulduğunda değerlerimize pusula olan bir müttefiktir.

Modern zihnin yükünü hafifletmek, sırtımızdaki çantayı boşaltmak değil;
o çantayı taşıyacak psikolojik esneklik kaslarını güçlendirmektir.

Bazen iyileşme, alarmı susturmakta değil;
alarm çalarken sevdiklerimize sarılabildiğimiz,
işimizi tutkuyla yapabildiğimiz
ve kendimize şefkat ve muhabbetle bakabildiğimiz bir hayat kurabilmektedir.

Hangi Komutan?

Bugün zihninizdeki “komutan” hangi sesle konuşuyor?
Bir patron mu, bir sosyal medya ikonu mu, yoksa çocukluğunuzdan kalma bir eleştirmen mi?
Onunla nasıl bir diplomasi kurabilirsiniz? Ne de olsa hayat devam ediyor...

Kendinizi en yakın dostunuz gibi görün ve en yakın dostunuza nasıl davranıyorsanız, ne söylüyorsanız aynı hakkı kendiniz için de kullanın...

HPA AksıKabul ve Kararlılık TerapisiBilişsel AyrışmaGözlemleyen Benlik

Profesyonel Destek Alın

Uzman terapistlerimizle online görüşme başlatın