+44 7466580643
(WhatsApp ile ulaşabilirsiniz)
Ana SayfaBlogİlişkiler
Yakın İlişkilerde Normalleştirilen Şiddet Biçimleri
İlişkiler

Yakın İlişkilerde Normalleştirilen Şiddet Biçimleri

3 dk okuma
26 görüntülenme
29 Aralık 2025
Prof Dr Ahmet KORKMAZ
Yazar:
Prof Dr Ahmet KORKMAZ

Sessizlik, Kontrol ve Kutsal Maskeler

Bir önceki yazıda şunu gördük:
Şiddet çoğu zaman bağırarak değil; duyguyu, gerçeği ve iradeyi sessizce aşındırarak ilerler.

Peki ya şiddet, sevgi, sorumluluk, ahlak ya da iyi niyet maskesi taktığında ne olur?

İşte o zaman şiddet en tehlikeli hâlini alır.
Çünkü artık yalnızca can yakmaz; aynı zamanda haklı görünür.

Bu yazıda, yakın ilişkilerde en sık normalleştirilen ve bu nedenle en geç fark edilen şiddet biçimlerini ele alacağız.


6. Sosyal Şiddet (İzolasyon Yoluyla Kontrol)

Sosyal şiddet, kişinin dünyayla olan bağlarını koparmaya yöneliktir.
Arkadaşlarla görüşmenin engellenmesi, aile ilişkilerinin sabote edilmesi, sosyal ortamlarda küçük düşürülme ya da “biz bize yeteriz” söylemiyle izolasyon yaratılması bu kapsamdadır.

Bu şiddet biçimi çoğu zaman kıskançlık veya bağlılık diliyle sunulur:
“Seni paylaşıyorum diye üzülüyorsun.”
“Onlar bizi anlamıyor.”
“Dışarıdakiler ilişkimizi bozuyor.”

İzolasyon arttıkça kişi, yaşadıklarını sorgulayabileceği ayna yüzlerden mahrum kalır.


Böylece şiddet, kapalı bir sistem içinde görünmezliğe bürünür.


7. Ekonomik Şiddet (Bağımlılık Üreterek Güç Kurma)

Ekonomik şiddet, maddi kaynakların bir kontrol aracı hâline getirilmesidir.
Çalışmanın engellenmesi, paraya erişimin kısıtlanması, harcamaların denetlenmesi, sürekli hesap sorulması ya da bilinçli biçimde maddi bağımlılık yaratılması bu kapsamdadır.

Bu tür şiddet genellikle “düzen”, “sorumluluk” veya “aile bütçesi” gerekçesiyle meşrulaştırılır.
Oysa temel işlevi nettir:
Seçenekleri azaltmak.

Ekonomik şiddet, kişinin “hayır deme” ve “ayrılabilme” kapasitesini doğrudan zayıflatır.
Paranın kontrolü, hayatın kontrolüne dönüşür.

Sevgi Kılıfı, Sessizlik ve Manevi Şiddet

8. Kontrol ve Denetim Şiddeti (Sevgi Kılığına Giren Gözetim)

Kontrol şiddeti en sık sevgi diliyle sunulan şiddet biçimlerinden biridir.
Telefonu karıştırmak, konum istemek, kıyafete karışmak, sosyal medya hesaplarını denetlemek; tüm bunların “seni düşünüyorum” ya da “merak ediyorum” gerekçesiyle yapılması bu kapsamdadır.

Buradaki temel sorun davranış değil; niyetin yönüdür.
Amaç yakınlık değil, denetimdir.

Kontrol arttıkça bireysellik azalır.
Kişi, kendi tercihlerinden çok karşı tarafın tepkilerine göre yaşamaya başlar.


9. Sessizlikle Cezalandırma (Stonewalling) (Duygusal Erişimi Kesme)

Konuşmamak bazen dinlenmek olabilir.
Ama cezalandırmak için susmak, şiddettir.

Tartışma sonrası günlerce iletişimi kesmek, duygusal erişimi kapatmak, karşı tarafı yok saymak; bunların amacı çözüm değil, güç kurmaktır.

Sessizlikle cezalandırma, karşı tarafa şu mesajı verir:
“Benimle bağlantını kaybetmemek için davranışlarını düzeltmelisin.”

Bu şiddet biçimi özellikle bağlanma kaygısı olan kişilerde derin bir panik ve değersizlik hissi yaratır.


10. Ahlaki / Manevi Şiddet (Kutsal Kavramlarla Baskı)

Din, ahlak ve değerler; ilişki içinde birer baskı aracına dönüştüğünde şiddet üretir.
“Günah”, “ayıp”, “elâlem ne der”, “doğru olan bu” söylemleriyle korkutmak bu kapsamdadır.

Bu tür şiddet, özellikle geleneksel yapılarda derin utanç ve suçluluk üretir.
Kişi yalnızca yanlış yaptığını değil, yanlış biri olduğunu düşünmeye başlar.

Ahlaki şiddetin en tehlikeli yanı şudur:
Karşı çıkmak, yalnızca ilişkiye değil; kimliğe ve inanca karşı çıkmak gibi hissettirilir.


11. Cinsel Şiddet (İlişki İçinde)

Cinsel şiddet yalnızca yabancılar arasında yaşanmaz.
Evlilik ya da ilişki varlığı, rıza ilkesini ortadan kaldırmaz.

Baskıyla, suçlulukla ya da korkuyla cinselliğe zorlanmak; sınırların ihlal edilmesi; duygusal yakınlık olmadan “görev gibi” yaşanan cinsellik bu kapsamdadır.

Cinsel şiddetin ölçütü nettir:
Rıza yoksa, şiddet vardır.

Sessizlik, isteksizlik ya da donakalma da rızanın yokluğudur.

Yük Taşıtma ve Dijital Kuşatma

12. Ebeveynleştirme (Çocuğun Yük Taşıyıcıya Dönüştürülmesi)

Ebeveynleştirme, çocuğun duygusal olarak ebeveyn rolüne sokulmasıdır.
“Annenin tek dayanağı sensin”,
“Baban üzülmesin diye sen güçlü olmalısın”
gibi mesajlarla işler.

Bu bir istismar biçimidir.
Ama çoğu zaman fedakârlık olarak anlatılır.

Çocuk, çocuğunu kaybeder.
Erken olgunlaşır, ama bedelini ileride öder.


13. Dijital Şiddet (Sanal Kuşatma ve Sürekli Gözetim)

Dijital şiddet, teknolojinin sunduğu imkânların birer denetim aracına dönüştürülmesidir.
Sosyal medya şifrelerinin istenmesi, anlık konum paylaşımının zorunlu tutulması, kiminle konuşulduğunun denetlenmesi bu kapsamdadır.

Bu şiddet biçimi, kişide panoptikon etkisi yaratır:
İzlenip izlenmediğini bilmese bile, her an izlenebileceği duygusuyla davranışlarını kısıtlar.

Dijital şiddet şu mesajı verir:
“Benden gizli bir alanın olamaz.”

Böylece kişinin özel alanı, ekranın soğuk ışığı altında adım adım işgal edilir.


Son Söz

Şiddet çoğu zaman tek bir olay değil; bir örüntüdür.
Bazen yumrukla gelir, bazen sessizliğe gömülür...
Bazen bağırır, bazen etkileyici ahlaki bir konuşmanın içinde, masum bir nasihatin kelimeleri arasında kendine yer bulur.
Bazen korkutur, bazen “senin iyiliğin için” der, "seni senden çok düşünüyorum" illüzyonuyla katmerlenir...

Ama ortak noktası değişmez:
İnsanın kendisi olma alanını daraltır.

Şiddet, insanı kendi yurdunda mülteci gibi yaşatır.

Bir sonraki yazıda şu sorunun peşine düşeceğiz:
“Madem bu kadar yaygın, şiddet neden çoğu zaman fark edilmez?”

Asıl zor ve derin mesele tam olarak orada başlar.

StonewallingSosyal ŞiddetCinsel ŞiddetDijital Şiddet

Profesyonel Destek Alın

Uzman terapistlerimizle online görüşme başlatın