+44 7466580643
(WhatsApp ile ulaşabilirsiniz)
Ana SayfaBlogİletişim Becerileri
Sevginin Biyolojisi
İletişim Becerileri

Sevginin Biyolojisi

2 dk okuma
39 görüntülenme
17 Kasım 2025
Prof Dr Ahmet KORKMAZ
Yazar:
Prof Dr Ahmet KORKMAZ

İnsan Neden Sevilmek İster?

İnsan yaşamının en derin ihtiyaçlarından biri sevilmektir. Bu ihtiyaç yalnızca duygusal bir beklenti değildir; biyolojik, nörokimyasal ve gelişimsel temellere sahip zorunlu bir düzenleme mekanizmasıdır. Bir bebeğin annesinin dokunuşuyla sakinleşmesi, sesini duyduğunda gevşemesi ya da ten temasıyla rahatlaması tesadüf değildir. Bu temas oksitosin salgısını artırarak stres sistemini yatıştırır ve güven duygusunu başlatır. Bu mekanizma, yetişkinlikte de neredeyse aynı şekilde devam eder. Sevdiğimiz kişinin varlığı, sesi veya mesajı bile sinir sistemimizde güvenlik hissini tetikler.

Hormonlarımız Bize Ne Anlatmaya Çalışıyor?

Sevgi deneyiminin temelinde üç büyük nörobiyolojik sistem bulunur. Birincisi oksitosindir. Dokunma, sarılma, el ele tutma ya da duygusal yakınlık oksitosin salgısını artırır. Bu hormon, amigdala aktivitesini azaltarak korku ve tehdit algısını düşürür, sakinlik ve bağlılık hissi yaratır. İkinci sistem dopamindir. Nitelikli zaman geçirmek, birlikte keyifli bir aktivite yapmak veya düşünülmüş bir jest almak dopamin devrelerini harekete geçirir. Dopamin, motivasyon duygusunu, merakı ve partnerle ilişkiye devam etme isteğini güçlendirir. Üçüncü sistem serotonindir. Değer görmek, anlaşılmak ve yargılanmadan iletişim kurabilmek serotonin stabilitesini artırır. Serotonin dengesi kişiye içsel huzur, duygu düzeni ve güven hissi sağlar.

Son yıllardaki epigenetik çalışmalar, sevgi dolu deneyimlerin yalnızca duygusal değil, aynı zamanda hücresel düzeyde düzenleyici etkiler oluşturduğunu göstermektedir. Güvenli bir ilişki içinde olmak, kortizol düzeylerini normalleştirir, bağışıklık sistemini destekler ve nöroplastisiteyi artırır. Buna karşılık sevgi eksikliği, duygusal ihmal veya güvensizlik, stres yanıtını kronikleştirerek biyolojik dengeyi bozabilir. Bu nedenle sevgi, sinir sistemi için adeta bir “yeniden ayarlama” sinyalidir.

İnsanlar Ayrı Diller Konuşurlar; Sevgi de Öyledir...

Herkesin sevildiğini hissetme biçimi farklıdır. Bazı insanlar fiziksel teması ön planda tutarken, bazıları onaylayıcı sözlerden güç alır. Kimileri için birlikte geçirilen zaman en güçlü sevgi göstergesidir. Bu farklılıklar çocukluk deneyimleri, bağlanma stilleri, aile dinamikleri ve hatta kişinin biyolojik duyarlılıklarıyla ilişkilidir. Bu nedenle sevgi tek bir dille ifade edilmez. Sevginin 11 biyolojik dili, insanların sevgi sinyallerini nasıl aldığını ve nasıl verdiğini açıklayan geniş bir çerçeve sunar. Bu seri boyunca bu dilleri, nörobiyolojik temelleri ve ilişkisel etkileriyle ayrıntılı biçimde ele alacağız.

Son Söz: Sevgi, insan için yalnızca duygusal bir his değil, sinir sistemini düzenleyen, biyolojik iyilik hâlini artıran ve bağlanma güvenliğini güçlendiren temel bir ihtiyaçtır.

sevgi, sevgi dilleri, bağlanma, oksitosin, dopamin, epigenetik, psikoloji, duygusal güvenlik

Profesyonel Destek Alın

Uzman terapistlerimizle online görüşme başlatın