+44 7466580643
(WhatsApp ile ulaşabilirsiniz)
Ana SayfaBlogYas ve Kayıp
Pazar Karalamaları; Pulp Fiction ve Hatırlanan Hatıralar...
Yas ve Kayıp

Pazar Karalamaları; Pulp Fiction ve Hatırlanan Hatıralar...

2 dk okuma
27 görüntülenme
28 Aralık 2025
Prof Dr Ahmet KORKMAZ
Yazar:
Prof Dr Ahmet KORKMAZ

Uma Thurman ve John Travolta

O sahneyi yeniden izledim. Pulp Fiction.
Uma Thurman ve John Travolta; iki insan, bir pist, biraz müzik. Büyük bir anlam yüklemeden, hayatın ortasında kısa bir boşluk açıyorlar. O boşlukta ne gelecek kaygısı var ne de geçmişin hesabı. Sadece bedenler, ritim ve an.

Ben bu filmi ilk izlediğimde otuzuma bile girmemiştim. Şimdi elli beş yaşındayım. Sahne aynı, ben değilim. Gözlerim doldu; çünkü ekranda dönen şey bir dans değildi artık. Zamandı. Geriye doğru akmayan, durmayan, kimseyle pazarlık yapmayan zaman.

“Demir tava geldi, kömür bitti; akıl başa geldi, ömür bitti.”
Bu söz teselli etmiyor. Aydınlatmıyor da. Sadece doğru. Hayatın acı tarafı şu: Anlamakla yaşamak çoğu zaman aynı yaşa denk gelmiyor. İnsanın zihni netleştiğinde, bedeni ve takvimi çoktan başka bir durağa varmış oluyor; istikamet geriye işlemiyor, yola devam etmek yolun kaderi oluyor.

Daha da acıtan bir yan var; akıl başa geldi mi, o da belli değil… Akıl ne, onun başa gelmesi ne, o başa gelince ne değişiyor. Hayatı başka türlü mü okuyorsunuz, yoksa hayatı okumayı henüz mü öğreniyorsunuz?

O sahnede gençlik yok aslında; hafiflik var. Kaybedecek çok şeyi olmamanın hafifliği. Yanlış yapmanın bedelinin henüz ağırlaşmamış olması. İnsan gençken cesur olduğu için değil, sonuçların faturası hemen karşısına çıkmayacağı için rahat davranıyor. Bunu sonradan anlıyoruz. Belki de akıl başa gelince…

Bir Daha Olmayacak

Hüzün buradan geliyor.
Geçmişe özlemden değil.
Keşkelere tutunmaktan da değil.
Hüzün, geri dönülmeyen bir eşiğin farkına varınca geliyor. “Bir daha olmayacak” cümlesinin, insanın içine sessizce oturmasıyla su yüzüne çıkıyor. Oturduğu yer boş aslında, oradan kimseyi kaldırmıyor; bir düşünceyi, bir duyguyu fırlatıp atmıyor. İçinizdeki boşlukların bir tanesine oturuyor işte… ama o kadar çok boşluk var ki, otur otur dolmuyor.

Şimdi o sahneyi bir kez daha izlerken şunu hissettim: Hayat, en çok farkına varmadığımız anlarda yaşanıyor. Biz plan yaparken değil; anlam yüklemezken, büyük sözler söylemezken. Sonra bir gün, aynı sahneyi izleyip ağlıyoruz. Çünkü o anın içindeyken, onun son kez yaşandığını bilmiyor ya da bunu düşünmüyor, düşünmek de istemiyoruz. Bu bilmemezliğin içinde, o yaşanmışlığı çok özleyeceğiniz gerçeği de saklı, ama siz burayı atlamak istiyorsunuz… Sonra o an zamanın içinde eriyip gidiyor, gerçeklik oturduğu yerden kalkmıyor; "bir daha olmayacak"… Ve siz eriyip gidenin ardından, size kalan gerçeklikle bir hüzün koridoruna giriş yapıyorsunuz. Belki de hüzün “akıl başa gelince” mayasını buluyor.

Bu bir motivasyon yazısı değil.
“Her yaşın güzelliği var” demeyeceğim.
Bazı yaşların yükü var, ağırlığı var, geri ödemesi var.

Ama gerçek şu: Zaman adil değil; sadece tarafsız. Sana, o ana, hayata, yaşanmışlıklara aynı mesafede kalıyor...
Kimseyi kayırmıyor, kimseyi cezalandırmıyor.
Sadece akıyor.

Ve insan, bazen bir film sahnesinde, kendi hayatının sessiz bir kapanış jeneriğini izliyor.

Pulp FictionTravoltaThurmanHatıralar

Profesyonel Destek Alın

Uzman terapistlerimizle online görüşme başlatın