+44 7466580643
(WhatsApp ile ulaşabilirsiniz)
Ana SayfaBlogBağımlılık
Beyin Ödül Merkezi ve İnsanın Zayıflığı
Bağımlılık

Beyin Ödül Merkezi ve İnsanın Zayıflığı

4 dk okuma
33 görüntülenme
15 Ocak 2026
Prof Dr Ahmet KORKMAZ
Yazar:
Prof Dr Ahmet KORKMAZ

Dijital Aminler: Hızlı Dopaminin Sessiz İstilası

Daha önceki bir yazıda şunu konuştuk:

Dopamin mutluluk değildir.
Dopamin, insanı harekete geçiren güçtür.
Ve dopamin her zaman aynı hızda çalışmaz.

Bazı dopaminler yavaştır;
Emek ister, zaman ister, ilişki ister.

Bazıları ise hızlıdır;
Anında gelir, çaba istemez, beklemeye tahammülü yoktur.

İnsan beyni bu iki hız arasında denge kurmaya çalışır.
Ne yazık ki modern dünya bu dengeyi bozacak kadar hızlıdır ve hızlı/yavaş dengesini neredeyse altüst etmiş durumdadır.

Cebimizdeki Madde

Geçmişte hızlı dopamin için:
madde gerekiyordu,
risk gerekiyordu,
gizlenmek gerekiyordu.

Bugün gerekmiyor.

Evde, işte, okulda, otobüste hatta tuvalette…
Her yerde.

Bugün hızlı dopamin cebimizde ve legal ve ucuz ve 7/24 emrinizde; bir uşak gibi.

Telefonunu eline aldığında, elbette madde kullanmış olmuyorsun, ancak beyin bunun ayırdına varamıyor. O, yani beyin, kendisine gelen uyaran ile vereceği yanıt ilişkisine odaklanıyor...

Kısa videolar,
sonsuz kaydırma,
ani kahkaha,
bir anlık şaşkınlık,
ani öfke…

Hepsi dopamin sisteminin en hassas noktalarına dokunuyor.

Ben de bu yeni duruma yeni isimler buldum; grup isimleri "Dijital Aminler."
Bunlar elbette bilimsel terimler değil; ama beynin yaşadığı etkiyi tarif etmek için bazen mecazlar gerçeğe daha yakındır.

Aklımın erdiği kadarıyla şu anda piyasada en etkili olanlar:
Instagramin ve TikTokamin.

Başkaları da var tabii, ama sözü uzatmaya gerek yok.

Instagramin ve TikTokamin Nedir?

Elbette bunlar kimyasal değildir; ama kimyasal gibi davranırlar. Daha doğrusu beyin tarafından kimyasallarla aynı muameleye maruz kalırlar.

Hızlıdır.
Süreklidir.
Doyurmaz.
Daha fazlasını ister.

Bu yeni model aminler, dopamini tamamlamaz;
dopamini kışkırtır.

Bir video biter.
Bir tane daha.
Haydi bir tane daha.

Beyin her seferinde şunu söyler:
“Belki bir sonrakinde…”

Bu mekanizma tesadüf değildir.
Değişken oranlı pekiştirme prensibiyle çalışır.

Burayı anlamak çok önemli olduğu için konuyu çerçeveleyerek devam edelim.

Değişken Oranlı Pekiştirme: Modern Bağımlılığın Görünmez Mimarı

Değişken oranlı pekiştirme (Variable Ratio Reinforcement);
davranışçı psikolojide ödüllerin belirli bir sayıya bağlı kalmadan, rastgele ve öngörülemez bir düzende verildiği pekiştirme programını ifade eder.

Bu yaklaşımda ödülün ne zaman geleceği bilinmez.
İşte tam da bu belirsizlik, beyinde dopamin salınımını maksimize eder.

Bu belirsizlik, davranışı sönmeye karşı en dirençli ve en sık tekrarlanan bir hâle getirir.

Sabit - Değişken Oran: Neden Bu Kadar Güçlü?

Bu sorunun cevabını anlarsak, değişken oranlı pekiştirmenin gücü daha belirgin ortaya çıkar.

Sabit Oranlı Pekiştirme:
Ödülün ne zaman geleceği bellidir, her 5 kahveye 1 kahve bedava.
Kişi ödüle ulaştıktan sonra davranışta bir duraksama yaşanır.

Değişken Oranlı Pekiştirme:
Ödülün kaçıncı hamlede geleceği önceden bilinemez.
Bu durum, ödül sonrası duraksamayı ortadan kaldırır
ve bireyi sürekli "bir sonraki deneme” döngüsüne sokar.

Slot Makineleri

Bir başka deyişle kumar makineleri değişken oranlı pekiştirme mekanizmasının klasik örneğidir.
Her kol çekişinde kazanç olasılığı rastgele dağıtılır.

Bu belirsizlik, oyuncunun
“bir sonrakinde kazanabilirim”
umuduyla makinenin başından ayrılmasını zorlaştırır.

Kumar bağımlılığının temelindeki psikolojik motor böyle çalışır.

Sonsuz Kaydırma

Sosyal medyadaki sonsuz kaydırma (infinite scroll),
slot makinesi mantığını dijitalleştirmiştir.

Her kaydırma hareketiyle karşınıza çıkan ödüller değişken oranlarda gelir.
“sonraki post jackpot olabilir” beklentisi,
kullanıcıyı otomatik bir döngüye hapseder.

Neden Bu Kadar Yorucudur?

Bu çabasız ulaşılan dijital aminler...

Sessizliği bozar.
Beklemeyi imkânsızlaştırır.
Sıkılmayı düşman ilan eder. Sabır kelimesi dijital aminlerin yanına bile uğrayamaz.

Oysa yavaş dopamin...

Sessizlik ister. Beklemeyi gerektirir.
Zaman ister. Sabır ister.
Sıkılmaya tahammül ister.

Tarlaya buğday ektikten sonra boy verdiğini görmek için emek ve beklemek gerekir. Bir dersi öğrenmek, bir eşiği aşmak için de aynı süreç gereklidir...

Dijital aminler bu sıkıcı (!) süreçleri ortadan kaldırır. Ancak sonuçlar hiç de beklendiği gibi değildir.

Günün sonunda hissetiklerin beklentilerinden biraz farklıdır:

Yorgunsun ama bir şey yapmadın.
Uyarılmışsın ama tatmin olmadın.
Dolu gibisin ama için bomboş.

Bu tembellik veya iradesizlik değildir.

Bu, sürekli uyarılan bir beynin seni getirdiği doğal duraktır. Aynı davranışları sergiler veya aynı otobüse binersen, seni götürecekleri durak da aynı olacaktır...

“Bende Bir Problem mi Var?”

Bu soru çok yaygın ve oldukça haksız bir soru.

Sende bir problem yok.

Problem bir başka yazı veya yazıların konusu olan "gen-çevre uyumsuzluğu."
İnsan beyni bu kadar hızlı dopamin için evrilmedi.
Böyle bir hıza alışkın değil. Atalarımız hiç bu kadar hızlı, hareketli, renkli, gürültülü bir dünyada yaşamadı. O nedenle genlerimiz böyle bir "çevre" karşısında nasıl davranacağını tam olarak bilmiyor.

Beyin;
bir cümleye odaklanmak,
bir ilişkiyi sürdürmek,
bir hedef için sabretmek,
bir sonuç için beklemek
üzere tasarlandı.

İşte bu tasarım gün boyu saniyelik hazlara,
ani geçişlere,
durmadan değişken uyaranlara maruz kalıyor.

Sonradan görmelerde olduğu gibi, bu kadar hızlı ve ucuz dopamin karşısında bocalıyor. Çünkü modern beyin gerçekten bir sonradan görme...

Bu koşullarda odaklanamaman bir bozukluk değil,
beklenen bir sonuçtur.

Dopamin'i Aldın; Neden Daha Fazlasını İstersin?

Çünkü hızlı dopamin eşiği yükseltir.

Dün eğlendiren şey, bugün yetmez.
Bugün güldüren şey, yarın sıkıcı gelir.

Bu yüzden:

ders sıkıcı,
ilişki zor, okumak miskincedir.
Hayat “yavan” hissedilir,
gündelik yaşam ve işler boğucudur.

Hız karşısında yavaş kalan her şey
sıradan ve sönük görünür. Ya da o hıza ayak uyduramayan her şey...

Burada Suçlu Yok

Bu yazının amacı sosyal medyayı şeytanlaştırmak değil.

Ama bir gerçeği adını koyarak söylemek gerekiyor:
Dijital aminler insanın zayıflığını istismar eder.

Ama ona “zayıfsın” demez.
Sana şunu hissettirir:

“Bir şey eksik.”
“Bir şeyler yanlış.”
“Ben beceremiyorum.”

Oysa sorun sen değilsin.
Sorun, maruz kaldığın hız.

Hız karşısında yavaş kalan her şey
yavan görünür.

Küçük Bir Hatırlatma

Yavaş dopamin hâlâ çalışıyor.

Ama sesini duyurabilmesi için alan istiyor.
Sessizlik, temas, yavaşlık, zaman ve tek bir şeye odaklanmak…

Eğer bu yazıyı okurken içinden şu geçtiyse:
“Demek sorun ben değilmişim…”

Evet elbette değil.

Sen bozuk değilsin. Sen insansın.

Ve insan, en başından zayıf yaratılmıştı.

Şimdi bu yazıyı bitirdiğinde,
telefonu cebine koy
ve sadece 2 dakika boyunca
hiçbir şey yapmadan camdan dışarıya bak.

Bakalım dijital aminler
o sessizlikte
ne kadar huzursuzlanacak?

DopaminTikTokInstagramFacebookYouTube

Profesyonel Destek Alın

Uzman terapistlerimizle online görüşme başlatın